Kurumsal Eğitimin Tarihi: Kara Tahta’dan Video’ya

1999 yılı, Ekim ayı. Yer, Los Angeles.Hikayenin baş karakterleri, bir CBT (computer-based training) etkinliğinin katılımcıları. Hiç kimsenin henüz bilmediği yeni bir tanım, o gün, o etkinlikte ilk kez eğitim sektörü ile tanışıyor. Bu tanım, e-Öğrenme ya da o günkü doğru ifadesi ile e-Learning.

1991’de ilk Öğrenme Yönetim Sistemi’nin (LMS) ortaya çıktığını ve iş dünyasında internetin 1990’lı yılların sonlarında yaygınlaştığını göz önünde bulundurduğumuzda, bu kavramın aslında geç kalmış olduğunu düşünebiliriz. Ancak, eğitim üretiminin ve dağıtımının zor olduğu, erişimin az olduğu ve deneyimin hala emekleme aşamasında olduğu o dönem için, oldukça etkileyici bir kavram.

e-Öğrenme kavramı, o gün ortaya çıktıktan sonra 2000 yılında oldukça popüler bir konu haline geldi, bu popülerliğin karşısında ise beklentileri karşılayamadı ve 2002’de sektör profesyonelleri tarafından eleştirildi. Sonrasında ise her yeni alanda olduğu gibi, e-Öğrenme de bir sabit büyüme evresine girdi ve hala büyümeye devam ediyor.

Peki, bu yılın öncesinde, iş dünyasında e-Öğrenme’nin ortaya çıkmasına katkıda bulunan eğitim gelişmeleri neler oldu, Türkiye’de ve Dünya’da nasıl gelişmeler ile karşılaştık, kurumsal eğitim yıllar içinde nasıl değişti?

İnsan ile Değişen Eğitim

Öncelikle zamanı biraz geriye sarmamız gerekiyor.
Eğitim alanında inovasyon, her zaman insanlık geneline yayılmış yeni teknolojiler ile gelişti. Bunun sebebi, teknoloji ile birlikte insan davranışlarının değişmesi ve bu durumun eğitimi de bir değişime itmesi. Bu yüzden, yeni gelişen ve insanlığın davranışını değiştiren teknolojiler, eğitim alanının gelişmesine doğrudan etki ediyor.

Bir örnek verelim; iPhone çıkışından sonra geçen 9 yılda (2007 – 2016) ABD’deki sakız satışları %15 düşüş gösterdi. Neden mi? Artık kasa sırasında beklerken kenardaki ürünlere değil, telefonlarımıza bakıyoruz; bu sayede dürtüsel satın alma gerçekleştirdiğimiz bu tip kasa yanı ürünlerinin satışlarında bir düşüş ortaya çıkıyor.

Eğitimin geçmişine baktığımızda, her zaman sınıf eğitiminin önemli bir yeri olduğunu görüyoruz. M.Ö. 200 yılından günümüze gelen bu kabartmada, bir öğretmen iki öğrencinin ortasında öğrencilere konuları anlatıyor, öğrenciler de yazma tabletlerine not alıyorlar. Eğitim, 1801’e kadar bu kabartmada gözlemlenenden farklı bir şekilde gerçekleşmedi – tabiki yazma tabletleri yerine kağıtların geldiğini saymazsak.

Bu eğitim yapısı, 1801’de İskoçya’da bir öğretmenin geliştirdiği kara tahta ile birlikte soyut kavramların büyük gruplara daha kolay aktarılabildiği bir hale geldi, ve sonrasında tekrar 150 yıla yakın bir süre sessizliğe büründü.

Bugün bile sınıf eğitimlerinde hala bu yapının bir benzeri kullanılıyor. Sınıflarda ikiden daha fazla öğrenci var, akıllı tahtalar ve bilgisayar sistemleri kullanılıyor ve dijital çok fazla içeriğe erişim bulunuyor, ancak sınıf eğitimi hala aynı temel prensiplere sahip. Peki eğitim dünyası böyle değişiyorken, 1999’da bıraktığımız Kurumsal Eğitim Dünyası nasıl değişiyor?

Kurumsal Eğitimin Tarihi

İnternetin de hayatımıza girmesiyle beraber büyüyen kurumsal eğitimlerin tarihini kabaca yedi dönemde incelemek mümkün. Kısaca bu 7 dönemi inceleyelim.

Görselin büyük halini görmek için tıklayınız.

1. (1950 – 1975) Antik Zamanlar: Bilgi Çağı Öncesi

Sınıf içi eğitimler, kara tahta, televizyon ve tepegöz kullanımı ile destekleniyordu. 1960’lı yıllarda ise ilk bilgisayar destekli eğitim sistemi, PLATO ortaya çıktı. Üretim sınırlamaları, teknik beceri gereksinimleri gibi durumlardan ötürü, PLATO o dönemde akademik ve bilimsel kullanımın ötesine çok fazla geçemedi.

2. (1975 – 1990) Bugünün Temeli: Bilgi Çağı

1975’te ilk kişisel bilgisayar olarak adlandırılan Altair 8800 ile bu dönemin başladığını söyleyebiliriz. Mouse ve grafik kullanıcı arayüzü ile gerçek anlamda tanışmamız ise 1983 ve 1984 yıllarında duyurulan Apple Lisa ve Macintosh kişisel bilgisayarları ile gerçekleşti. Yine aynı yıllarda 1983’te IBM’in Lotus uygulaması ile bugünkü Excel’in atası, 1987’de ise Powerpoint uygulaması yayınlandı. Bu sayede, eğitim yönetim süreci, bir nebze de olsa daha rahat yönetilebilir bir hale geldi.

1988’e geldiğimizde, ABD’deki okulların %97’sinde en az bir tane bilgisayar bulunuyordu. Nitekim, 1989 yılına geldiğimizde insanlığın en büyük inovasyonlarından olan World Wide Web Tim Berners Lee tarafından tanıtıldı. Yine aynı yılda, Vitamin (Sebit Eğitim) Türkiye’de ilk bilgisayar destekli eğitim uygulamasını yayına aldı.

1985 yılında Apple tarafından piyasaya sürülen ve Apple Lisa’nın değiştirilmiş versiyonu olan Macintosh XL. (Kaynak: Wikipedia)

3. (1990 – 1997) Deneysel Dönem: Özelleşmiş Eğitim Sistemleri

Kurumlarda bilgisayarların yaygınlaşması ile birlikte dijital erişimi artan çalışanlara dağıtılan eğitim CD’leri ile birlikte, bu dönem kurumsal eğitimler ilk kez dijital dünyaya geçmeye başladı. 1991 yılında ilk çevrimiçi LMS olan EKKO Norveç’te uzaktan eğitim amaçlı kullanılmaya başlandı. Yine aynı yıllarda Asymetrix Toolbook gibi, interaktif içerik hazırlamaya olanak tanıyan son kullanıcı uygulamaları ortaya çıkmaya başladı. 1995’te Türkiye’de ilk 2D eğitsel oyun olan Kurtuluş Savaşı oyunu Sebit Eğitim tarafından çıkarıldı ve sonraki yıllarda kurumlarda internet bağlantısı yaygınlaşmaya başladı.

4. (1997 – 1999) Sistemsel Merkezileşme: LMS’in Yükselişi

CD tabanlı eğitimlerin yüksek maliyetlere sebep olması ile, Course Management System ifadesine sahip eğitim yazılımları hayatımıza girdi, ve eğitim maliyetleri zorlayan kurumları hızlı bir şekilde penetre etti.

Bu sayede, ilk kez aynı ağa bağlı kişilerin aktivitelerinin raporlanması ve etkileşimi üzerine teknolojiler gelişti, şirketler kendi içlerinde eğitim yapıları kurabilmeye başladılar. Bu durum da şirketlere yetkinlik bazlı ya da departman bazlı gelişimi görüntüleme şansı sundu.


2001 yılı Temmuz ayında Türk Hava Yolları’nın aylık dergisi olan Skylife dergisindeki Enocta reklamı. (Kaynak: Issuu, https://issuu.com/skylifemagazine/docs/2001-07, Sayfa 55)

5. (1999 – 2007) Dijitalizasyon: e-Öğrenme Devrimi

e-Öğrenme kavramının 1999 yılının Ekim ayında ortaya çıkması ile Enocta’nın aynı yıl kurulmuş olması, çok da basit bir tesadüf değil. 2000 yılında henüz 1 yaşına basan bu genç şirket Enocta, bulut ve on-premise çalışan web tabanlı ilk Türkçe LMS’i çıkarttı ve ilk Türkçe BT e-Eğitimleri’ni yayınladı.

Özellikle CD tabanlı eğitimlerden çıkılmış olan bu dönemde, kurumların özel eğitim yazılımları kullanıyor olmasından ve eski eğitimlerini aktaramamalarından ötürü SCORM altyapısının geliştirilme ihtiyacı doğdu. Ocak 2000’de duyurulan Scorm 1.0 sayesinde, artık kurumlar kolayca Öğrenme Yönetim Sistemi yazılımlarını değiştirirken, uyumlu eğitimlerini de yeni servislere aktarabiliyorlardı.

6. (2007 – 2014) Konum Bağımsız Eğitim: Mobil Öğrenme

2007 yılında Steve Jobs’un tanıttığı iPhone’un getirdiği mobilite ile, öğrenmenin konum tabanlı tüm sınırları ortadan bir anda kalktı. Birkaç yıl içinde herkesin cebine giren akıllı telefonlar sayesinde, insanlığın bilgiye erişimi inanılmaz bir ölçüde arttı. 2010 yılında ise, Enocta, Türkiye’de ilk mobil öğrenme uygulaması olan e.mobil’i yayına aldı.

Mobil öğrenme, öğrenme sürecinde konumu ve zamanı ortadan kaldırdığı için, büyük bir etki bıraktı, ve bir sonraki dönemin de ana sebebi oldu. Tam da bu dönemde, 2012 yılında, Türkiye eğitim sektörü için oldukça önemli bir dernek olan Eğitim ve Gelişim Platformu Derneği (TEGEP) kuruldu.

7. (2014 –   … ) Günümüze Uyum: Mikro Öğrenme ve Etkileşim

Sosyal medya ve mobil devrimi ile birlikte, tükettiğimiz içeriklerin boyutları daha mikro bir hale geldi ve insanlığın dikkat süresi kısaldı. Bu durum, eğitimi de bir başkalaşım geçirmeye sevketti. Hızlı hareket eden dünyada, odağı oldukça az ve mikro ihtiyaçları olan insanların hayatına uyum sağlayan, mikro öğrenme dönemi hayatımıza girdi. Bu değişimler ile tekil eğitimlerin süreleri dakikalara indi, eğitimlerde etkileşim ve kişiyi içeri almaya yönelik aktiviteler artmaya başladı.

Geleceğin Eğitim Ajandası

Yapay zeka, sanal ve artırılmış gerçeklik (AR ve VR), büyük veri.
Artık çok daha fazla dijital ayakizi bırakıyoruz, gerçekliğe yeni dijital boyutlar ekleyebiliyoruz, ve makineler bizi çok daha iyi tanıyor. Bu durumun sebep olduğu çıktı ise, sistemlerin her alanda bize uygun şekilde, en iyi öğrenme deneyimini sunması oluyor.

Ancak, gelecek ile ilgili bu gelişmeleri öngörsek de, iş dünyasındaki değişimi de göz ardı etmemek gerekiyor. Teknolojinin gelişme hızını göz önünde bulundurduğumuzda, önümüzdeki 5 yıl içerisinde makinelerin, insanların şu an gerçekleştirdiği operasyonel faaliyetlerin bazılarını alacağını söyleyebiliyoruz. İnsanların da düzenli bir evrim içinde olmaları, ve bilgi ve becerilere sahip olma becerilerini geliştirmeleri gerekiyor. Konu üzerine Enocta kurucu ortağı ve CEO’su Ahmet Hançer’in kapsamlı görüşlerini öğrenmek için, Geleceğin Öğrenme Deneyimleri içeriğine göz atın.

Kurumunuzu Geleceğe Hazırlayın

Kurumunuzu geleceğe hazırlamak için, eğitim alanınız içerisinde geleceğe yönelik bir eğitim planlaması yapmalı, akıllı raporlamalar ile süreçlerinizi zenginleştirmeli, kurumsal eğitimlerinizi dijitalleştirmelisiniz. Dilerseniz, bu alanda dijital dönüşümün faydalarını daha kapsamlı kavramak adına, Kurumsal Eğitimlerde Dijital Dönüşümün Faydaları blog yazımıza göz atabilirsiniz.

Enocta olarak, kurumların eğitim alanında dijitalleşmelerine yardımcı olan teknolojiler sunuyor, kurumsal eğitimlerini her açıdan iyileştirmelerine destek oluyoruz. Kurumsal eğitimlerinizde dijitalleşmek isterseniz bizimle iletişime geçerek ücretsiz destek alabilir, dilerseniz Enocta’nın öğrenme yönetim sistemi ürünü EEP’ye, EEP ile sunduğumuz öğrenme deneyimini zenginleştiren teknoloji ortaklarımıza ya da eğitim içeriklerimizin listesinin bulunduğu Enocta Gelişim Kataloğu’na göz atabilirsiniz.