KaynaklarEnocta Blog

Öğrenmenin Gerçek Değeri

Kelime oyunlarının ve beyzbolun ustası Yogi Berra’nın sıkça kullandığı “Şimdiki gelecek bile eskisi gibi değil.” sözü, eğitimlerin ölçümlendiği bugünün dünyasıyla örtüşmekte. Eğitim bölümlerimizi, kısıtlı bütçelere rağmen ne kadar iyi yönettiğimize bakarak idare edemeyiz. Kendimizi “gider” olarak konumlandırdığımızda, “gider” olarak algılanırız. Bu bakış açısı, bütçenin her geçen sene biraz daha kırpılmasına neden olur. Parasal kaynaklara başka alanlarda ihtiyaç duyulduğunda da gözden ilk çıkarılan biz oluruz!

Geleneksel öğrenme ve ölçme

Günümüzde hala eğitim bölümleri, başarımlarını kendi kriterleriyle ölçmektedirler: Çalışanlar kaç saat eğitim aldı? Kaç kişi programı tamamladı? Katılım oranı? Sınavlarda %70 başarı gösterenlerin sayısı? Bu tür ölçümler bir eğitim bölümü için anlamlı olsa da hedefleri, şirketin cirosu olan bölüm yöneticileri ve mali işler müdürleri için pek az şey ifade eder.

Ölçüme yönelik geleneksel yaklaşımlar, şu soruyu da beraberinde getirir: “İnformal öğrenmeyi nasıl ölçeceğiz?” Yanıt şudur: “İnformal öğrenme net olarak ölçülemez!” Bu öğrenme, günlük iş faaliyetlerinin olağan bir parçası olarak doğaçlama gerçekleştirilen eğitime yönelik girişimlere verilen isimdir ve iş yerinde gerçekleşen öğrenmenin yüzde 70’ini temsil eder.

Öncelikle, şirketlerde informal öğrenmenin - ölçülse de ölçülmese de - varlığını kabul etmek gerekir. İnformal öğrenmenin sonuçları, ondan nasıl faydalanıldığından bağımsız olarak diğer eğitim araçlarıyla beraber ölçümlenmelidir.

Öğrenmenin gerçek değeri

Öğrenmenin yarattığı değerle ilgili sorulması gereken ilk soru: “Eğitim, şirkete nasıl bir değer katıyor?” olmalıdır.  Kurumun üst yönetimi; şirketin genel gidişatına odaklandığı için çalışanların ne kadar iyi eğitildiği, bu hafta kaç çalışanın eğitim aldığı, vb. detayları önemsemeyebilir.

Eğitim bölümünün asli görevinin şirket çalışanlarını eğitmek olduğu, yanlış bilinen konular arasındadır. Halbuki bir eğitim bölümünün var olma nedeni, ciro hedeflerine ya da kritik iş hedeflerine ulaşmakta şirkete destek olmasıdır. Bu nedenle, eğitimin şirkete yaptığı katkıyı ölçerken, eğitimin çalışanlar tarafından ne derece kabul gördüğüne değil, şirketin kâr hanesini ve iş sonuçlarını nasıl etkilediğine bakılması gerekmektedir.

Bugün çoğu eğitim yöneticisi işle ilgili sorunlara çözüm yaratmanın ne kadar önemli olduğunun bilincindedir, ancak pek azı o sorunu çözmekle şirkete nasıl bir kazanç sağladığını ölçümlemeyi düşünmektedir. Eldeki veriler bu, diyerek eğitimin başarısını öğrenme kriterleriyle ölçmek daha kolay gelmektedir.

Neyi ölçmeliyiz?

Diğer bölüm yöneticilerinden saygı görebilmek için onların konuştuğu dille konuşmalıyız. Eğitim tasarımı, başarı oranları ve eğitim psikolojisi yerine rekabetten, kârdan ve toplam üretilen işten söz etmeliyiz.

Aslına bakarsanız, eğitim bölümü dışında kimse; çalışanlar kaç saat eğitim almış, başarı oranı neymiş pek önemsemez. Bölümün, üretilen toplam iş miktarını geçen senenin aynı dönemine kıyasla yüzde iki artırması ise önemsenir. Bu yüzden yapılması gereken; neyi ölçmek istediğimize karar verip onu ölçmek, eğitimleri uygulamak ve tekrar ölçmektir. İşte o zaman eğitimin kattığı değeri gösterebiliriz.

Eylem planı

Eğitimciler şirketin yaşadığı sorunları araştırmalı ve ihtiyaç duyulan bilgiye ulaşmalıdır. Örnek bir eylem planı şöyle olmalıdır:

1. İş hedeflerini belirleyin.

2. Başarının önündeki performans engellerini saptayın.

3. Sorunlarla, performans arasındaki bağlantıları kurun.

4. Çevresel, kültürel ve duruma özel sorunları bir kenara bırakın.

5. Elinizdeki kaynaklarla neler yapılabileceğine bakın.

6. Sonucun önem derecesini değerlendirin.

7. Harcadığınız çabaya kıyasla en fazla etki yaratacak müdahaleleri seçin. Yani, attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değsin.

Sorulması gerekenler

Yeni bir eğitim programı tasarlamamız istendiğinde “Neden?” diye sormalıyız. Bize ne katkısı olacak? Kurumda nasıl bir iyileşme sağlayacak? Kurum daha fazla kâr eder mi? Bu tür sorularımız olmazsa, o programa neden ihtiyacımız olduğunu anlayamayız. Ardından da şu soru gelmeli: “Fark yaratacak mı?” Sadece programa neden ihtiyacımız olduğunu değil, programın gerçekten ne için kullanılacağını, kâr hanesini nasıl etkileyeceğini de anlamalıyız.

Sonuç olarak, eğitim bölümlerinde üç maddeyle özetlenebilecek yeni bir kültür gelişiyor:

1. İş ihtiyaçlarına yönelik,

2. Görevlere entegre,

3. Takibi iş sonuçlarına yönelik ölçütlerle yapılan.

Bu prensipler birçok şirkette uygulanmaktadır. Siz de, doğru soruları sorarak eğitimin gerçek değerinin ortaya çıkmasını sağlayabilirsiniz.

Öğrenmenin Gerçek Değeri
Bir önceki blog yazısına göz atın.
Bir sonraki blog yazısına göz atın.

Benzer Bloglar

Genel
14/12/2021
4 IT Yöneticisinden 3’ü Beceri Açığından Şikayetçi
Genel

CNBC tarafından Ekim 2021'de gerçekleştirilen bir ankette teknoloji sektöründeki yöneticilerin %57'si kalifiye çalışan bulmanın bir numaralı endişeleri olduğunu bildirmiş – bu endişe, tedarik zinciri sorunlarından ve siber güvenlik tehditlerinden daha üst sırada yer alıyor.

Genel
07/12/2021
Eğitim ve Gelişimde Yeni Dönem
Genel

Çağ değişti. “Eskiden…” ile başlayan cümleleri dikkatli dinlediğimizde ne kadar yol aldığımızı görmemek neredeyse imkânsız. Çağ ile birlikte birçok sektör de değişti. Teknoloji, sanayi, otomotiv, telekomünikasyon ve daha nicesi… Tüm bu değişim ve dönüşümler, eğitim sisteminin değişmesine ve gelişmesine öncülük etti. Bir düşünün, 15 yıl öncesine kadar “mobil eğitim” kavramından bahsedebilir miydik? Elbette edemezdik fakat eğitim platformları hakkında konuşabilirdik. Çünkü mazisi çok daha eskiye dayanıyor. İşte tam da bu noktada, Türkiye’deki ilk e-öğrenme girişimi olan Enocta Platformu hayatına devam ediyor. Günümüzde sadece hayatta kalmak önem arz etmiyor, günün koşullarına uyum sağlamak en önemli konuların başında geliyor. Bu sebeple platform her gün gelişiyor ve çağa uygun olarak şekilleniyor. Kuşkusuz bu değişimleri tetikleyen en önemli unsurların başında ise gelişen teknoloji ve internet yer alıyor.

Genel
07/12/2021
Öğrenmeyi Sürekli ve Kalıcı Hale Getirmek İçin Sınırsız İçerikle Koşulsuz Öğrenme Ortamları Yaratmak
Genel

“Off yine mi eğitim atanmış hem de zorunlu mu?” Eğitim ve gelişim ile ilgilenen kişiler olarak kurumlarınızda bu cümleyi çalışma arkadaşlarınızdan ne kadar sıklıkla duyduğunuzu durup bir düşünün. Sonrasında şunu bir soralım; her eğitim atamasında mı yoksa sadece zorunlu eğitimlerde mi duyuyoruz? Cevabınız hepsi mi? O zaman süreçlerinizi gözden geçirmenizin ve birtakım şeyleri değiştirmenizin zamanı sizce de gelmedi mi?