KaynaklarEnocta Blog

Yılın İlk Ocak Sabahı: Niyetle Gerçek Hayatın İlk Çarpışması

Alarm yeniden çalar; el, neredeyse refleksle kahveye gider. Montunu giyerken telefonda iletiler akmaya başlar, üstüne bir de günün ilk toplantı daveti düşer. İçinden “Bu yıl farklı olacak” dersin. Derken hayat, kendi temposunu hatırlatır: toplantılar üst üste biner, mesajlar çoğalır, bir teslim tarihi öne çekilir, bir yerde aksaklık çıkar. Akşam olduğunda yorgunsundur; gün bitmiştir ama hala “ilerledim” diyemezsin.

Yeni yıl hedefleri genellikle burada zorlanır. Hedefi niyet olarak kurmak kolaydır; onu gerçek hayatın temposuna taşıyacak bir düzen kurmak daha zor. Oysa hedef dediğimiz şey yalnızca iyi bir cümle değil, günün gürültüsünün içinde yönünü kaybetmemeni sağlayan bir pusuladır. Yön net değilse, yürümek de yorucu olur; çünkü her adım belirsizliğin içinde atılır.

Navigasyon Mantığı: Adres Yoksa Yol Tarifi de Yok

Bir yere gideceğinde önce adresi belirlersin. Sonra yolunu seçersin; süresini görür, yoğunluk varsa alternatif bakarsın. Hedef belirlemede aynı mantıkla ilerler. Önce nereye varmak istediğini netleştirmen gerekir. Ardından yolda olduğunu nasıl anlayacağını belirlemelisin; yani başarı işaretlerini. Son olarak vardığında hayatında neyin değişeceğini görmelisin; yani sonuç. Bu üçü birbirine karıştığında gün dolu geçer, emek vardır, hatta koşarsın; ama birikim hissi zayıf kalır.

Bu yüzden hedefi üç katmanda düşünmek işini kolaylaştırır. Hedef, varmak istediğin yeri tarif eder. Başarı, yolda ilerlediğini gösteren işaretlerdir. Sonuç ise vardığında oluşacak değişimdir; daha iyi bir iş düzeni, daha sakin bir zihin, daha güçlü bir uzmanlık, daha sağlam bir ritim gibi. Adresi yazmadan yola çıkmak nasıl “nereye gidiyorum” hissini büyütüyorsa, hedefi netleştirmeden çalışmak da “çok çalışıyorum ama nereye gidiyor” hissini büyütür.

Şubat Sendromu: Yeni Hedeflerin Verdiği Motivasyon Neden Erken Sönüyor?

Yeni yıl hedeflerinin çoğu Şubat’ı göremiyor; ama bunun nedeni genellikle motivasyon eksikliği değil. Asıl neden, kapasitenin ve belirsizliğin hesaba katılmaması. Beyaz yaka hayatı hızlı akar: teslimler, toplantılar, anlık talepler, beklenmedik gündemler… Böyle bir düzende hedef, “boş vakitte yapılacak bir şey” gibi konumlanırsa doğal olarak hep sonraya kalır. Boş vakit gelmediğinde de hedef, önce ertelenir, sonra unutulur.

Bir diğer sorun hedeflerin çoğaltılmasıdır. Her şeyi aynı anda değiştirmeye kalktığında, hem iş tarafında hem gündelik yaşamda düzen kurmak zorlaşır. Zihin sürekli karar vermek zorunda kalır ve gün içinde en kolay olana yönelir: acil olana. Üçüncü büyük sorun ise hedefin muğlak kalmasıdır. “Daha sağlıklı olacağım” ya da “kendimi geliştireceğim” gibi cümleler iyi niyettir; fakat yön vermez. Ne zaman, ne kadar, nasıl? Bu sorular yanıt bulmadığında hedef, bir düşünce olarak kalır; davranışa dönüşmez.

Dolabı Boşaltmadan Düzen Kurulmaz: Geçen Yılın Kısa Fotoğrafı

Dolabı gerçekten düzenlemek istiyorsan önce içini boşaltırsın. Ne var, ne yok görürsün. Sonra karar verirsin: hangisi hâlâ işe yarıyor, hangisi sadece yer kaplıyor, hangisi “bir gün giyerim” diye bekleyip hiç giyilmemiş. Dolabı boşaltmadan düzen kurmaya çalışırsan yalnızca eşyaların yerini değiştirirsin; karmaşa başka bir köşeye taşınır.

Yıl planı da böyledir. Önce geçen yılın kısa ama dürüst bir fotoğrafını çekmek gerekir. Bunun için uzun raporlar yazmana gerek yok. Net sorular yeterlidir. Geçen yıl seni en çok ne yordu? Zamanını en çok neler aldı? Enerjini hangi anlar yükseltti? Hangi alışkanlıklar hayatını kolaylaştırdı, hangileri zorlaştırdı? Bu fotoğraf, hedef seçiminin ham maddesidir. Çünkü hedef, gerçek hayatın üzerine kurulmadığında yalnızca güzel bir cümle olur.

Bu aşamada birçok kişi şunu fark eder: Sorun zaman değil; odak. Günler doludur ama odak dağınıktır. Tıpkı dolabın dolu olup “giyecek birşeyim yok” hissi yaratması gibi, ajandanın dolu olup “ilerlemiyorum” hissi yaratması da mümkündür. Dolabı düzenlemek, seçenekleri azaltarak hayatı kolaylaştırır. Hedefleri sadeleştirmek de aynı etkiyi yaratır.

Kuzey Yıldızı: Yılı Tek Cümleyle Toparlamak

Hedeflerin bir ana temaya bağlanması, seçimlerini hızlandırır. Tema, yıl boyunca kendine soracağın basit bir soruyu mümkün kılar: “Bu seçim, bu yılın yönüne hizmet ediyor mu?” Tema yoksa kararlar dağılır; herfırsat cazip görünür, her talep acil gibi gelir.

Tema cümlesi “büyük laflar” olmak zorunda değil. Tam tersine, sade ve uygulanabilir olmalı. “Bu yıl sürdürülebilir bir tempo kuruyorum” dediğinde, fazla yüklenip sonra tükenmeyi daha kolay fark edersin.“Bu yıl derinleşerek ilerliyorum” dediğinde, dağılmayı daha hızlı yakalarsın. “Bu yıl görünürlüğümü güçlendiriyorum” dediğinde, üretimi ve paylaşımı plana bağlaman kolaylaşır. Tema, dolap düzenindeki kapsül yaklaşımına benzer: az parçayla daha uyumlu kombinler çıkarmak gibi. Az ama doğru hedefle daha güçlü ilerlersin.

Sürekli Öğrenme: Rotayı Canlı Tutan Yakıt

Hedef koymak, adresi belirlemek gibidir; ama yolda kalıcı olanı belirleyen şey, yakıtın sürekliliğidir. İş hayatında bu yakıtın adı çoğu zaman öğrenmedir. Çünkü aynı işi daha iyi yapmak, yalnızca daha çok çalışmakla değil; doğru yöntemleri öğrenmek, karar alma kasını güçlendirmek ve öğrendiklerini günlük akışın içine yerleştirmekle mümkün olur. Üstelik iş dünyasında değişim hızlıdır; bugün işe yarayan yaklaşım, birkaç ay sonra yetersiz kalabilir. Bu yüzden sürekli öğrenme, hedeflerin yanına iliştirilen bir “ekstra” değil; hedefin kendisini taşıyan temel bir güçtür.

Sürekli öğrenmeyi gerçekçi kılan şey, uzun ve ağır programlar değil; küçük ama düzenli bir ritim kurmaktır. Haftanın belli günlerinde kısa öğrenme zamanları ayırmak, öğrendiklerini doğrudan işine uyarlamak ve bunu görünür bir ilerlemeye dönüştürmek… Bu düzen, hedefi “düşünce” olmaktan çıkarır; “uygulama”ya taşır. Dolap düzeninde nasıl ki ihtiyaç dışı parçaları ayıklamak sabahları hız kazandırıyorsa, öğrenmede de doğru içeriği seçmek kararlarını hızlandırır. Ne öğrendiğini bildiğinde, neyi yapacağını da daha net bilirsin.

Bu noktada Enocta’nın eğitim yaklaşımı özellikle değerli bir yere oturuyor. Çünkü çoğu çalışan için temel sorun “bilgiye ulaşamamak” değil; hedefi doğru tanımlayamamak, hedefi ölçülebilir hâle getirememek, alınan kararı günlük iş temposunun içinde uygulamaya çevirememek ve sonuçları düzenli takip edememek. Enocta’nın hedef belirleme, başarıyı ölçme, sonuç odaklı ilerleme ve kararları hayata geçirme gibi alanlara temas eden eğitimleri, tam da bu kopuş noktalarını kapatmayı amaçlar. Hedefi netleştirme, önceliklendirme, somut adımlara bölme, engeller karşısında rotayı koruma ve ilerlemeyi izleme gibi beceriler; iyi niyeti gerçek performansa dönüştüren “uygulama kasını” güçlendirir.

Bu eğitimler, hedefleri yalnızca yıl başında yazılıp bir kenara bırakılan cümleler olmaktan çıkarıp, işin içine yerleşen bir çalışma biçimine dönüştürmeyi destekler. Hedefi doğru kurduğunda, başarı ölçütlerini görünür kıldığında ve sonucu düzenli takip ettiğinde; karar almak da kolaylaşır, kararları uygulamak da. En önemlisi, hedeflerin üzerindeki baskı azalır; çünkü belirsizlik azalır. Ne yapacağını, neden yaptığını ve bunun sende neyi değiştirdiğini bildiğinde, hedef bir yük değil; yön veren bir düzen hâline gelir.

Sürekli öğrenme bu yüzden bir “içerik tüketimi” meselesi değil, bir ilerleme sistemidir. Doğru öğrenme adımlarını, doğru hedeflerle eşleştirdiğinde; yılın sonunda geriye yalnızca yapılan işler değil, kalıcı bir gelişim çizgisi kalır. Bu çizgi, hem kariyer tarafında daha güçlü bir pozisyon yaratır hem de günlük hayatta daha net, daha sade ve daha yönetilebilir bir tempo kurmanı sağlar.

Az Ama Etkili: Hedefleri Sadeleştirme Sanatı

Bir yıl içinde hayatını gerçekten değiştirecek şey genellikle bir ya da iki ana hedeftir. Geri kalanlar, bu ana hedefleri taşıyan destek adımlarıdır. Bu ayrımı yaptığında, hedefler “yük” olmaktan çıkar; “düzen” hâline gelir.

Ana hedef dediğimiz şey, yılın sonunda dönüp baktığında “işte değişim burada” diyebileceğin alan olmalı. Örneğin iş tarafında bir uzmanlık alanında derinleşmek, rolünü güçlendirmek, bir projeyi sahiplenmek, yönetim becerilerini geliştirmek, daha sağlam bir çalışma ritmi kurmak gibi. Gündelik yaşam tarafında ise enerji düzeni, sağlık ritmi, finansal disiplin, ilişkilerde daha iyi sınırlar, yaşam alanını sadeleştirmek gibi alanlar ana hedef olabilir.

Destek hedefler ise ana hedefi ayakta tutar. Ana hedefin “daha güçlü bir ritim” ise destek hedefin haftalık planlama alışkanlığı olabilir. Ana hedefin uzmanlaşmak ise düzenli öğrenme ve üretim olabilir. Ana hedefin sağlık ritmi ise hareket ve uyku düzeni olabilir. Böyle kurduğunda, yoğun dönemler geldiğinde bile çekirdek düzen korunur. Çünkü sistem, her şey yolundayken değil; yolunda gitmediğinde işe yarar.

Hedefi Dilekten Tasarıma Taşımak: Netlik ve Davranış

“Bu yıl daha iyi olacağım” iyi niyetli bir cümle, ama hedef değil. Hedef, davranışa bağlandığında güç kazanır. Ne yapacağını, bunu hangi düzenle sürdüreceğini ve neyin değişmesini beklediğini netleştirdiğinde hedef, soyutluktan çıkar.

Örneğin “enerjimi yükselteceğim” dediğinde bunun günlük karşılığı olmalı. Uykunu ne zaman toparlayacaksın, haftada kaç gün hareket edeceksin, gün içindeki dinlenme alanların nasıl olacak? “Görünürlüğümü artıracağım” dediğinde bunun da somut bir düzeni olmalı. Ne üreteceksin, hangi sıklıkla paylaşacaksın, neyin üzerinden konuşacaksın, bunu nasıl sürdüreceksin? “Kariyerimde ilerleyeceğim” dediğinde, bunun hangi becerilerle ve hangi üretimlerle destekleneceği belli olmalı.

Netlik, baskı kurmak için değil, yolu görünür kılmak içindir. Adresi net yazarsan yol tarifi de net olur. Adres belirsizse, yol tarifi de belirsizleşir; en sonunda da “yolda kayboldum” hissi gelir. Hedefler de böyledir. Netlik, zihni rahatlatır ve hareketi hızlandırır.

Başarı İşaretleri: İlerlemenin Kanıtını Görmek

Bir hedefi takip etmezsen, hedef zamanla bulanıklaşır. Üstelik insanın motivasyonu, büyük sözlerle değil, küçük ilerlemelerin kanıtıyla güçlenir. Bu yüzden başarıyı yalnızca “çok çalışmak” üzerinden değil, ilerlemenin işaretleri üzerinden okumak gerekir.

Bunun en pratik yolu, üç katmanlı düşünmektir. İlk katman, düzenli yaptığın şeylerdir; süreklilik. İkinci katman, elinde somut olarak birikenlerdir; üretim. Üçüncü katman ise bu üretimin hayatında yarattığı etkidir; değişim.

İş tarafında bunu şöyle hissedersin: Düzenli olarak odaklanabiliyor musun? Ay sonunda elinde somut bir çıktı kalıyor mu? Bu çıktılar işini kolaylaştırıyor mu, geri bildirimleri güçlendiriyor mu, sorumluluk alanını genişletiyor mu? Gündelik yaşamda da benzer: Düzenli hareket edebiliyor musun? Enerjin artıyor mu? Uyku kaliten değişiyor mu? Gün içinde daha sakin kalabiliyor musun? Bu soruların yanıtı, hedefin “yolda olup olmadığını” gösterir.

Yılı Parçalara Bölmek: Dört Dönemlik Bir Parkur Kurmak

Yılı tek bir blok gibi görmek, hedefleri ağırlaştırır. Oysa yıl parçalara ayrıldığında yönetilebilir hâle gelir. Dolabı bir günde baştan sona düzenlemeye kalkmak nasıl yorucuysa, bir yılı tek hamlede “dönüşüm yılı” yapmaya çalışmak da aynı şekilde yorucudur.

Bu nedenle yılı dönemlere bölmek iyi çalışır. İlk dönem, düzen kurma ve temel alışkanlıkları oturtma dönemi olabilir. İkinci dönem, üretimi artırma ve derinleşme dönemi. Üçüncü dönem, düzeni iyileştirme ve etkiyi büyütme dönemi. Son dönem ise toparlama, kalıcılaştırma ve kapanış dönemi. Böyle düşündüğünde hedefler “kocaman bir dağ” olmaktan çıkar; “adım adım çıkılan bir patika” hâline gelir.

Burada küçük ama kritik bir nokta var: Planın içinde mutlaka boşluk bırakmak gerekir. Yoğun dönemler, tatiller, hastalıklar, beklenmedik işler hayatın parçasıdır. Boşluk bırakmadığında, bir aksaklık tüm düzeni bozar. Boşluk bıraktığında ise düzen, esnekliğini korur. Esnek düzen, sürdürülebilir düzendir.

Haftalık Ritim: Yön Düzeltmenin En Etkili Yolu

Hedeflerin kaderini çoğu zaman yıllık plan değil, haftalık ritim belirler. Çünkü hayat haftalık akıyor. Haftada bir kez kısa bir kontrol yapmak, yılın yönünü ciddi biçimde değiştirir. Bu kontrol, kendini yargılamak için değil, sade bir yön düzeltmesi için yapılır.

Haftaya başlarken tek bir ana öncelik seçmek, hedefinle bağını güçlendirir. Bu önceliği taşıyacak birkaç kritik adımı belirlemek ve takvimde bunlara yer açmak ise işi gerçek kılar. Çünkü takvimde yeri olmayan hedef, günün gürültüsünde kaybolmaya daha yatkındır. Takvime girdiğinde ise hedef, “boş vakit işi” olmaktan çıkar; “planlı zaman işi” hâline gelir. İşte bu geçiş, hedeflerin kaderini değiştirir.

Engellerle Barışmak: Mükemmel Gün Değil, Devam Eden Çizgi

Toplantılar uzayacak. Beklenmedik işler gelecek. Enerji düşecek. Bazen heves azalacak. Bunlar istisna değil; normal. Bu nedenle “her şey kusursuz gitsin” beklentisi, hedeflerin önündeki en büyük engellerden biridir. Gerçekçi düzen, zor günleri de hesaba katan düzendir.

Burada işe yarayan şey, büyük hamlelerden çok küçük ama kopmayan adımlardır. Yoğun bir günde bile hedefinle bağını tamamen koparmayacak kadar küçük bir adım seçmek, sürekliliği korur. Çünkü hedefler büyük sıçramalarla değil, kopmayan bir çizgiyle gerçekleşir. Bu çizgi bazen hızlı ilerler, bazen yavaşlar; ama kesilmediği sürece yön korunur.

Dolap düzeninde de aynısı olur. Bir gün vaktin yoksa her şeyi mükemmel yerleştiremezsin. Ama en azından dağılmayı artırmayacak bir küçük düzen yaparsın. Küçük düzen, büyük düzeni mümkün kılar.

Sonuç Odaklılık: Yılın Sonunda Gerçek Değişimi Görmek

Yıl bittiğinde elinde uzun bir “yapılanlar listesi” olabilir. Ama asıl değerli olan, hayatında neyin değiştiğidir. İşlerinin hangi kısmı kolaylaştı, hangi süreçler hızlandı, hangi alışkanlıklar kalıcılaştı? Hedeflere “sonuç” katmanı buradan gelir.

Dolap düzeni tamamlandığında sabahları daha az düşünürsün; “ne giyeceğim” meselesi büyümez, gün daha rahat başlar. Hedef düzeni oturduğunda da benzer bir rahatlık gelir. Gün yine yoğun geçer, sorumluluklar bitmez; fakat akşam olduğunda “bugün sadece koşturmadım, bir yere doğru yürüdüm” dersin. Bu cümle, yıl boyunca biriken ilerlemenin en sahici kanıtıdır.

Başlangıç: Bugün Küçük Bir Hamle Yeter

Başlamak için büyük bir tören gerekmiyor. Küçük bir hamle yeter. Bu yılın tek cümlelik temasını yaz. Ardından bir ana hedef seç ve onu somutlaştır: hangi davranışlarla ilerleyeceksin, bunu nasıl sürdüreceksin, neyin değişmesini bekliyorsun? Son olarak haftada bir kez kısa bir kontrol için kendine zaman ayır.

Tema yön verir, hedef odak sağlar, haftalık ritim sürekliliği korur. Navigasyonun açık olduğunda, yol uzunsa bile kaybolmazsın. Dolabın sade olduğunda, günün telaşında bile seçim yapmak kolaylaşır. Hedef belirleme de tam olarak bunu sağlar: daha az dağınıklık, daha çok netlik ve daha güçlü bir ilerleme hissi.

Yılın İlk Ocak Sabahı: Niyetle Gerçek Hayatın İlk Çarpışması

Benzer Bloglar

Dijital Dönüşüm
Eğitim İçerikleri
Genel
10/03/2021
Yeni PMP Sınavındaki 4 Değişiklik

Teknolojideki yenilikler ve değişen iş ortamları, proje yöneticilerinin rollerini ve hedeflerini dönüştürüyor. Bu dönüşümle birlikte Project Management Institue (PMI), Project Management Professional (PMP) sertifika sınavının içeriğini bu yılın başında değiştirdi.

Genel
24/12/2020
Farklı Öğrenme Stillerine Uygun Öğrenme Deneyimleri Yaratmak

Öğrenme şeklimizin kişiliğimize, beynimizin çalışma şekline, bulunduğumuz ortama ve kültüre bağlı olduğunu biliyor muydunuz?

Genel
12/08/2020
Değişen Dünyada Kişisel Liderlik

Kişisel liderlik, yaşamın her alanında bireysel olarak bir üst noktaya çıkmamızı sağlayan en önemli yeteneklerden. Bu yeteneğin içinde bulunduğumuz dönemde aldığı kritik hal, hayatımızın direksiyonuna nasıl geçeriz gibi birçok soruya yanıt bulduğumuz webinarımızda, Kemal İslamoğlu bizlerle buluştu.

Ürün ve Hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bize ulaşın
Teşekkürler! Kaydınız alındı.
Lütfen bilgilerinizi kontrol edin.