KaynaklarEnocta Blog

İş Akışında Öğrenme: Öğrenmeyi Günlük Çalışmanın Bir Parçası Haline Getirmek

Bir çalışan önemli bir müşteri görüşmesine hazırlanırken sunum becerileriyle ilgili kısa bir desteğe ihtiyaç duyabilir. Bir yönetici, zorlu bir geri bildirim görüşmesinden hemen önce doğru iletişim yaklaşımını hatırlamak isteyebilir. Başka bir çalışan ise günlük işinde ilk kez kullanacağı bir yapay zekâ aracından nasıl daha etkili yararlanabileceğini öğrenmek isteyebilir.

Bu örneklerin ortak bir noktası var: Öğrenme ihtiyacı çoğu zaman önceden planlanan bir eğitim takvimine göre ortaya çıkmıyor. Aksine, işin içinde ve gerçek bir ihtiyaçla karşılaşıldığı anda kendini gösteriyor.

Bu noktada kurumsal öğrenme açısından önemli bir soru gündeme geliyor: Çalışanların gelişmesi için her zaman günlük işlerinden ayrılıp ayrı bir öğrenme zamanı yaratmalarını mı beklemeliyiz? Yoksa öğrenmeyi işin doğal akışının bir parçası haline getirmek mümkün mü?

İş a kışında öğrenme (learning in the flow of work) yaklaşımı tam olarak bu soruya odaklanıyor.

‍

İş Akışında Öğrenme Nedir?

İş akışında öğrenme, çalışanların ihtiyaç duydukları bilgi veya gelişim kaynağına günlük işlerinden tamamen kopmadan, ihtiyaç ortaya çıktığında ulaşabilmelerini ifade eder. Ancak yaklaşımı yalnızca “ihtiyaç anında kısa içerik tüketmek” olarak değerlendirmek, kavramın kapsamını daraltabilir.

Buradaki asıl dönüşüm, öğrenme ile uygulama arasındaki mesafenin kısalmasıdır. Çalışan bir bilgiye ihtiyaç duyduğunda ona ulaşabilmeli, öğrendiğini gerçek veya gerçeğe yakın bir durumda deneyebilmeli ve gerektiğinde geri bildirim alarak yeniden öğrenmeye dönebilmelidir. Böylece öğrenme, işten ayrı bir aktivite olmaktan çok işin içinde devam eden bir gelişim döngüsüne dönüşür.

Çalışan bir problemi çözmeye çalışırken, yeni bir görev üstlenirken, önemli bir görüşmeye hazırlanırken veya bilgisini tazelemek isterken öğrenme ihtiyacı ortaya çıkabilir. Bu nedenle iş akışında öğrenme, planlı eğitimlerin alternatifi olmaktan çok kurumsal öğrenmeyi günlük çalışma hayatına yaklaştıran tamamlayıcı bir yaklaşım olarak düşünülebilir.

‍

Öğrenmeyi İş Akışına Yaklaştırmak Neden Önemli?

Yoğun toplantı takvimleri, günlük sorumluluklar, teslim tarihleri ve değişen öncelikler arasında öğrenme zaman zaman “vakit kaldığında yapılacak” bir aktiviteye dönüşebiliyor.

Oysa çalışanların gelişim ihtiyacı ortadan kalkmıyor. Üstelik yapay zekâ araçları, yeni teknolojiler ve dönüşen iş yapış biçimleri, bilgi ve becerilerin daha sık güncellenmesini gerekli kılıyor. Bir becerinin öğrenildiği an ile kullanılacağı an arasındaki sürenin de giderek kısaldığı bir çalışma ortamında, öğrenmenin yalnızca önceden planlanmış programlara bağlı kalması her ihtiyaca aynı hızda cevap vermeyebilir.

Bu nedenle kurumsal öğrenmede yalnızca “Çalışanlarımız eğitime ne zaman zaman ayırabilir?” sorusunu değil, “Öğrenmeyi çalışanların zaten içinde bulunduğu iş akışına nasıl yaklaştırabiliriz?” sorusunu da sormak gerekiyor.

Her öğrenme ihtiyacının uzun bir eğitim gerektirmediğini de göz önünde bulundurmak önemli. Bazen birkaç dakikalık bir video belirli bir konuyu hatırlamaya yardımcı olabilir; kısa bir okuma içeriği yeni bir bakış açısı kazandırabilir; bir podcast farklı bir konuyla tanışmayı sağlayabilir. Daha önce tamamlanan bir eğitime yeniden dönmek ise bilgiyi tam gerektiği anda tazelemeyi kolaylaştırabilir.

Ancak burada belirleyici olan yalnızca içeriğin kısa olması değildir. Asıl değer, çalışanın karşılaştığı ihtiyaç ile doğru öğrenme deneyimi arasındaki mesafenin kısalmasıdır.

Örneğin bir çalışan etkili geri bildirim konusunda daha önce eğitim almış olabilir. Gerçek bir geri bildirim görüşmesinden hemen önce konuyla ilgili bir kaynağa yeniden ulaşması bilgisini tazeleyebilir; görüşmeye benzer bir senaryoda pratik yapması ise bu bilgiyi nasıl kullanacağını deneyimlemesine yardımcı olabilir. Benzer şekilde, yeni bir yapay zekâ aracını kullanmaya başlayan çalışan için de öğrenme, aracın günlük işe girdiği anda daha anlamlı hale gelebilir.

Böylece öğrenme, yalnızca gelecekte kullanmak üzere bilgi edinilen bir süreç olmaktan çıkar; gerçek bir iş ihtiyacına cevap veren ve uygulamaya daha yakın bir deneyime dönüşür.

‍

Planlı Gelişim ve İş Akışında Öğrenme Birbirini Nasıl Tamamlar?

Bazı gelişim alanları belirli bir yapı, süreklilik ve zaman gerektirir. Liderlik gelişimi, teknik uzmanlık veya kapsamlı bir yetkinlik alanı yalnızca ihtiyaç anında erişilen kısa içeriklerle geliştirilemez.

Öte yandan çalışanların her bilgi ihtiyacını kapsamlı bir eğitim programına dönüştürmek de gerekli değildir.

Güçlü bir kurumsal öğrenme yaklaşımında planlı gelişim ile ihtiyaç anında öğrenme birbirini tamamlar. Yapılandırılmış programlar çalışanların belirli bir alanda sistematik biçimde ilerlemesini sağlarken, iş akışında öğrenme bu gelişimin günlük çalışma deneyimiyle bağını güçlendirebilir.

Örneğin yeni yönetici olan bir çalışan liderlik gelişim programına devam ederken ilk performans görüşmesi öncesinde geri bildirim konusunda bilgisini tazeleyebilir ve görüşmeye benzer bir senaryoda pratik yapabilir. Bu durumda planlı gelişim uzun vadeli çerçeveyi oluştururken, ihtiyaç anındaki öğrenme gerçek iş durumunda devreye girer.

Böylece öğrenme yalnızca belirli eğitim dönemlerinde gerçekleşen bir aktivite olmaktan çıkarak çalışma hayatının daha sürekli bir parçası haline gelebilir.

‍

L&D’nin Rolü Nasıl Değişiyor?

İş akışında öğrenme, çalışanlara çok sayıda içerik sunmakla kendiliğinden oluşmuyor. Geniş bir içerik dünyasına erişim önemli olmakla birlikte, çalışanın doğru kaynağı doğru bağlamda bulabilmesi ve öğrendiklerini uygulayabileceği fırsatlara sahip olması da önem taşıyor.

Bu yaklaşım L&D ekiplerinin rolünü de farklı bir noktaya taşıyor. L&D’nin odağı yalnızca eğitim takvimleri oluşturmak veya çalışanları belirli programlarla buluşturmak değil; öğrenmenin işin içinde devam edebileceği koşulları da tasarlamak haline geliyor.

Bu nedenle çalışanların günlük işlerinde hangi konularda daha sık desteğe ihtiyaç duyduğunu, hangi becerilerin ön plana çıktığını ve farklı ihtiyaçlara hangi öğrenme biçimlerinin daha iyi yanıt verdiğini anlamak değerli.

İçerik ve deneyim çeşitliliği de burada önemli bir rol oynuyor. Video, etkileşimli içerik, podcast, okuma materyali veya daha kapsamlı bir öğrenme programı farklı anlarda farklı ihtiyaçlara cevap verebilir. İletişim, liderlik, satış veya geri bildirim gibi becerilerde ise öğrenilenleri gerçek iş hayatına yakın senaryolarda deneyebilmek, bilgi ile uygulama arasındaki mesafeyi azaltabilir.

Dolayısıyla iş akışında öğrenmeyi desteklemek, yalnızca “Çalışan hangi içeriğe erişebiliyor?” sorusuyla değil, “Bu bilgi çalışanın işinde ne zaman anlam kazanıyor ve öğrendiğini nerede uygulayabiliyor?” sorularıyla birlikte düşünülmeli.

‍

Öğrenme Deneyimini İşin Akışına Taşımak

Öğrenmenin iş akışının bir parçası haline gelmesi, çalışanların farklı gelişim ihtiyaçlarına uygun kaynaklara erişebilmesini ve öğrendiklerini uygulayabilecekleri deneyimlerle buluşabilmesini gerektiriyor. Bu da tek bir öğrenme biçiminden ziyade; bilgiye erişim, pratik, geri bildirim ve farklı çalışma anlarına uyum sağlayan öğrenme deneyimlerinin bir arada düşünülmesini önemli hale getiriyor.

Enocta Katalog, farklı gelişim ihtiyaçlarına yönelik Türkçe içerikleri video, etkileşimli eğitim, karma içerik, podcast, okuma materyali, vaka çalışması, simülasyon ve işitsel eğitim gibi farklı formatlarda çalışanlarla buluşturuyor. Bu çeşitlilik, çalışanların kapsamlı gelişim alanlarında ilerlerken günlük işlerinde ihtiyaç duydukları belirli konularda ilgili öğrenme kaynaklarına da ulaşabilmelerini destekliyor.

Bazı becerilerde ise bilgiye ulaşmak kadar o bilgiyi uygulayabilmek de önem taşıyor. Enocta’nın sunduğu yapay zekâ destekli simülasyon ve pratik deneyimleri, çalışanların gerçek iş hayatında karşılaşabilecekleri durumları güvenli bir ortamda deneyimlemelerine ve geri bildirim alarak gelişimlerini sürdürmelerine alan açıyor.

Enocta Personas bunun örneklerinden biri. Çalışanlar satış, iletişim, liderlik, geri bildirim, ikna ve kriz yönetimi gibi alanlarda gerçek iş senaryolarına yakın role-play deneyimleriyle pratik yapabiliyor ve performanslarına ilişkin geri bildirim alabiliyor.

Örneğin bir yönetici önemli bir geri bildirim görüşmesi öncesinde ilgili içeriklerle bilgisini tazeleyebilir, ardından benzer bir görüşmeyi Personas üzerinde prova ederek yaklaşımını deneyebilir. Burada içerik bilgiye erişimi desteklerken, pratik deneyimi bilginin uygulamaya taşınmasına yardımcı olur.

İş akışında öğrenmenin bir başka boyutu ise öğrenmeyi çalışanların günlük çalışma deneyimine yaklaştırmak. Günlük kullanılan dijital çalışma araçlarıyla entegre olabilen öğrenme deneyimleri, çalışanların gelişim kaynaklarına ulaşmak için iş akışından tamamen kopma ihtiyacını azaltabilir. Enocta’nın öğrenme ekosistemindeki farklı çözümler ve iş ortaklıkları da öğrenmenin ihtiyaç duyulan anda daha erişilebilir hale gelmesini farklı şekillerde destekliyor.

Enocta Platform ise dijital öğrenme içeriklerinin ve gelişim süreçlerinin çalışanlarla buluştuğu ortak bir öğrenme ortamı sunarak kurumların öğrenmeyi daha erişilebilir ve sürekli hale getirmesine katkı sağlıyor.

Bu bütünlük sayesinde kurumsal öğrenme yalnızca belirli tarihlerde tamamlanan eğitimlerle sınırlı kalmak yerine; bilgiye erişimin, pratiğin, geri bildirimin ve sürekli gelişimin birbirini desteklediği bir deneyime dönüşebiliyor. Böylece öğrenme, çalışma hayatından ayrı bir aktivite olmaktan çıkarak günlük iş deneyiminin daha doğal bir parçası haline gelebiliyor.

İş Akışında Öğrenme: Öğrenmeyi Günlük Çalışmanın Bir Parçası Haline Getirmek

Benzer Bloglar

Dijital Dönüşüm
Eğitim İçerikleri
Genel
10/03/2021
Yeni PMP Sınavındaki 4 Değişiklik

Teknolojideki yenilikler ve değişen iş ortamları, proje yöneticilerinin rollerini ve hedeflerini dönüştürüyor. Bu dönüşümle birlikte Project Management Institue (PMI), Project Management Professional (PMP) sertifika sınavının içeriğini bu yılın başında değiştirdi.

Genel
24/12/2020
Farklı Öğrenme Stillerine Uygun Öğrenme Deneyimleri Yaratmak

Öğrenme şeklimizin kişiliğimize, beynimizin çalışma şekline, bulunduğumuz ortama ve kültüre bağlı olduğunu biliyor muydunuz?

Genel
12/08/2020
Değişen Dünyada Kişisel Liderlik

Kişisel liderlik, yaşamın her alanında bireysel olarak bir üst noktaya çıkmamızı sağlayan en önemli yeteneklerden. Bu yeteneğin içinde bulunduğumuz dönemde aldığı kritik hal, hayatımızın direksiyonuna nasıl geçeriz gibi birçok soruya yanıt bulduğumuz webinarımızda, Kemal İslamoğlu bizlerle buluştu.

Ürün ve Hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bize ulaşın
Teşekkürler! Kaydınız alındı.
Lütfen bilgilerinizi kontrol edin.